Maxim Dergisi

maxim-dergisi-dedektif-roportaji

Nasıl özel dedektif olunur?

Temmuz 2008 Maxim Dergisi Pozitif Dedektif Röportajı.

İnsanlar mesleğinizi sorduklarında vereceğiniz cevap hakkında çok düşünmelisiniz. Fakat işiniz özel dedektiflikse bu soruyu yanıtlamak bir hayli zahmetli olacaktır. Çünkü kariyerinizi geliştirmek için mesleğinizi gizli tutmanız gereken bir alan varsa, o alan kesinlikle “özel dedektiflik”.Sürekli bir tehlike potansiyelinin vermiş olduğu heyecan ve filmlerde gördüğünüz pardösülü dedektif imajı, uzaktan bakıldığında karizmatik olduğu kadar eğlenceli gibi görünebilir. Fakat her iş gibi özel dedektifliğin de içine girildiğinde karşılaşılacak zorlukları var.

Trençkot Yalanı
Türkiye’nin ilk özel dedektiflerinden biri olan Alp, Bakırköy’deki ofisinde bizi ağırladı. 20 sene emniyet teşkilatında çalıştıktan sonra emekliliğini isteyen Alp, Pozitif Dedektiflik Şirketi’ni kurmuş ve dedektifliğe soyunmuş. “1997 senesinde bu işe başladığımda İstanbul’da iki-üç özel dedektif vardı” diyen Alp, şimdilerde ise yüzlerce dedektifin piyasada bulunduğunu ancak bunların çok azının profesyonel olduğunu söylüyor.
“Olay saatinde neredeydin?”, “Öndeki arabayı takip et”, “Hey barmen, bu adamı buralarda gördün mü?” gibi replikleri söylemek için can atıyor olabilirsiniz. Fakat dedektifliğin gerektirdiği birçok kriter var. Alp bunları sabır, araştırmacı ruh ve silik bir tip olarak sıralıyor. Alp, “Sabır, bir dedektifin en önemli silahı” diyor ve ekliyor: “Önemli olan eldeki verilerle çabuk bir karar almak değil. Uzun bir delil toplama sürecinden sonra doğru kararı verebilmek. Bizim işimizin çoğu beklemek ve delillere ulaşmakla geçiyor. Biz adeta fare gibiyiz, peyniri sinsice alıp yuvamıza döneriz.” Silik bir tip olmanın avantajı ise takip edilen kişinin dikkatinden kaçabilmek. Çünkü suç işleyen veya bir şeyler gizleyen bir şahıs çevresinde sürekli olarak gördüğü bir tipten şüphelenebilir. Yani dedektif olacaksanız, öyle trençkotlarla, afili fötr şapkalarla ortalarda takılabileceğinizi düşünmeyin.

Stajyer Dedektif
Dedektif olmaya gönül verenlerdenseniz, ilk işinizde bütün bir olayı tek başınıza sırtlayacağınızı düşünmeyin. İş başvurularında yapıldığı gibi, genç dedektifler de bir mülakata tabi tutuluyor. Alp, şehir dışından birçok iş başvurusu aldıklarını, ancak o şehirde işleri olduğu zaman bu başvuruları yapanlarla yüz yüze görüştüklerini söylüyor.Bu görüşmede neler konuşulduğunu merak edenlere örnek bir soru veriyor: “Bir kadın, kocasını izlemenizi istiyor ve görev icabı adamın evine gizli kamera yerleştireceksiniz. 14. kattasınız ve belinizde ruhsatlı bir silahınız da var. Tam siz kamerayı koyarken iri yan ev sahibi kapıyı açıyor ve sizi görüyor. ‘Ne yapıyorsun lan burada?!’ sorusuna ne cevap verirsiniz?” Bu sorunun üç cevap seçeneği var. Ya camdan aşağı atlayıp öleceksiniz, ya itiraf edip karakola götürüleceksiniz (çünkü dedektifliğin Türkiye’de yasal bir zemini yok),
ya da silahı adama doğrultup soygun yapacaksınız. Bu üç seçenekten sonuncuyu yapıp, çaldığınız malları adamın karısına iade etmeyi aklınızdan geçirdiyseniz sizde dedektif hamuru var demektir. Tabi bir anlamda, işin ne kadar tehlikeli olduğunu da görüyoruz. Türkiye’de dedektifler en çok çiftlerin ihanet davalarıyla ilgileniyor. Aldatıldığını düşünen eş, karısını veya kocasını takip ettiriyor ve ihaneti belgelendiriyor. Bu yönteme kadınların daha çok başvurduğunu belirten Alp yaşadığı ilginç hikayelerden birini anlatıyor: “Bir kadın geldi, şüpheleniyor. Adamı takip ettik, araştırdık, fotoğrafladık. Kadına gösterdik, kadın diyor ki “İnanmam. Benim kocam yapmaz”. Benin kocam değil senin kocan kardeşim! Fotomontaj yaptıysak git uzmana incelettir, dava et.” Şirket casuslarının tespiti, kayıp aramaları da Türk dedektiflerin başlıca işlerinden. Alp’in bizzat tanık olduğu bir hikayede, bir sekreter patronu tarafından A şirketinden dövülerek kovuluyor. Ağlayarak binayı terk eden sekreter, daha sonra rakip firma olan B’ye transfer oluyor. Aylar sonra B’de bir köstebek olduğunu düşünen bir yetkili dedektife baş vurarak birkaç kişiyi takibe aldırıyor. Şüpheli isimlerin başında gelen sekreterin kendisini döverek kovan eski patronuyla el ele yemek yemesi önemli bir delil olarak ortaya çıkıyor.

Duygusal Dedektif
Özellikle aldatma gibi psikolojik yıkım yaratan konularda dedektifler daha da dikkatli olmak zorunda. Alp, yaptıkları işin sorumluluğunun altını çizerken ulaşılabilecek en dehşet noktanın ölüme sebebiyet verme olacağını ifade ediyor. “Bir öğretmen bey, doktor eşinin kendisini aldattığından şüpheleniyordu. Bize geldi. Bilgileri alırken sorduğu bir soru beni çok şaşırttı. Oldukça üzgün ama bir o kadarda öfkeli olan adam “Karımı öldürsem kaç yıl yatarım” dedi. Ben de fiyatı arttırarak işi almayı reddettim. Aldatıldığını ispat edersek, eşini öldürecekti ve biz öldürmeye teşvik etmiş duruma düşecektik. Ancak sektördeki bazı arkadaşlar ben isimi yaparım” diyor. Dedektifliğin kanunsuzlukla veya suçla olan bir diğer dirsek teması da şantajcılık. Alp, aldatma konularında elde ettiği delileri aldatan eşlere çok fahiş fiyatlara satıp daha sonra şantaj yapan dedektifler olduğunu da belirtiyor. Hatta Müşterileriyle ilgili davalarda, avukatların veya basın mensuplarının çok fazla paralar teklif ettiğini ifade ediyor. Daha önce bu yasadışı yollara başvuran dedektif arkadaşlarından hapis cezasına çarptırılanlar da var.