Arena Dergisi

arena-dergisi

Sanayi casusluğu mu dediniz?

Mayıs 2009 Arena Dergisi Pozitif Dedektiflik Röportajı.

Alp… 20 yıllık polis… 11 yıllık dedektif… İşleri: Şizofren bir makine mühendisi, sanayi casusluğu ve medya dünyasını karıştıran kaçamak…

On bir yıldır özel dedektiflik yapan Alp dünya döndükçe ihanetin hep var olacağını üstüne basarak, dedektifliğin ve takip işinin ilginç yönlerini anlattı.

Polisti dedektif oldu….
20 sene boyunca yaptığım polislikten sonra ferdi bir büro açarak dedektiflik işine girdim. İlk başta gazeteye ilan vererek işe başladım; ama daha sonra bunu genişletmek istedim ve 98′ de bir şirket kurdum. Müşterilerimin ve kendimin zarar görmemesi için bazı maddeler koyarak, bu maddeler çerçevesinde kişiler hakkında araştırma yapmaya başladım.

En iyi dedektifler hırsızlardır!
Her isteyen dedektif olamaz; çünkü bu bir yetenek ve ruh meselesi. Bir şeye bakmak yeterli değil, önemli olan oradaki ayrıntıyı görmek. Bir arkadaşımın çocuğunun doğum günü partisine gitmiştim, herkes mutlu bir şekilde etrafta takılırken çocuğun pastası geldi ve fotoğraf çektirmek için masanın etrafında toplanıldı. Fotoğrafa baktığımda karısının yanında duran ve çocuğuna bakması gereken babanın; sol taraftaki arkadaşının karısına, kadının da ona baktığını gördüm. Bir süre sonra yaptığımız araştırmalarda arkadaşının karısıyla ilişkisinin olduğunu ortaya çıkardık. Yani baktığımız fotoğrafın içinde neler olduğunu görmek işin püf noktası. Bir dedektif ortama ayak uydurmasını bilmeli, araştırmacı ve atak olmalı. Mesela bir hırsız çok iyi bir dedektif olur; çünkü kendi de suçlu olduğu için takip edeceği suçlunun nasıl hareket edeceğini, nasıl düşündüğünü, kaçmak için ne gibi becerilere sahip olduğunu iyi bilir.

Aldatma birinci sırada
Bize daha çok aldatma konusunda geliyorlar, bunun dışında dolandırıcılık, kayıp kişileri bulma, evlenecekleri ya da işe alacakları kişileri araştırma, sanayi casusluğu gibi farklı konularda da yardım istiyorlar.

Karısını öldürmek isteyen şüpheci koca…
Bize gelenlerle bir iki saatlik bir konuşma evresi geçiriyoruz. Öyle bir niyeti olduğunu anlarsak teklifi çok yükselterek vazgeçmesini sağlıyoruz. Karısından şüphelenen bir adam bana gelmişti ve adamı tanımak için sorular sorduğumda adam bana “öldürsem kaç yıl yerim?” dedi, bende fiyatın dört beş katını söyleyerek vazgeçmesini sağladım. Bizim aynı zamanda psikolog da olmamız gerekiyor. İşi alırken paranın değerine bakmadan işi alıp almama kararına varmalıyız. Bir keresinde de şizofren bir müşterim olmuştu. Makine mühendisi olan bu adam harika bir çocuktu ve açıkçası hikayesine beni de inandırmıştı. Bir kızla çok mutlu birlikteliğinin olduğunu, evleneceklerini, daha sonra kızın bundan borç para alarak ortadan kaybolduğunu anlattıktan sonra ben kızın annesini araştırdım ve buldum. Kızının tatilde olduğunu öğrenip, oraya gitmeye karar verdiğim sırada ağır caza reisi olan bir adam aradı çocuğun yeğeni olduğunu, tedavi gördüğünü, kızın adresini vermememi istedi. Kafasındaki her şeyin uydurmaca, hayal ürünü olduğunu öğrendikten sonra uygun bir dille kızı bulamadığımızı söyleyip, parasını iade ettik. Ama ne yazık ki daha sonra başkalarına para vererek kızı bulduğunu ve dövdürdüğünü öğrendim.
Fiyat kişiye özel
Fiyatları belirlerken takip edilecek kişinin alışkanlıklarına, nereye gittiğine bağlı olarak bir fiyat çıkarıyoruz. Bazen günde 1.000 Euro harcadığımız oluyor. Belirli bir fiyat yok; araştırma konusuna göre 1.000 TL den 100.000 TL ye kadar çıkabilir.

Medyatik doktora şantaj
Açıkçası bu şantaja çok müsait bir iş; mesela bana bir arkadaşım anlatmıştı; medyatik bir doktorun sevgilisi bir şirkete gidiyor ve sevgilisi olan doktorla öpüşürken fotoğrafının çekilmesini istiyor. Bu şirketteki sözüm ona dedektifler de doktoru araştırıp bunun medyatik bir doktor olduğunu öğrenince doktora gidip kadının sesini dinletiyorlar. Her ikisinden de para alarak bir günde işi bitiriyorlar.

Sanayi casusluğumu dediniz?
Bursa da bir fabrikanın müdürü benden satış sorumlusunu araştırıp, takip etmemi istedi. Adamın rakip firmalara kendi işlerinde verdikleri fiyatı söyleyerek daha düşük teklif sunmalarını sağlayıp, işi kapmalarına yardım ettiğini öğrendim. Adam rakip firma tarafından işe sokulmuş. Bir diğer olayda rakip fabrikatörün sekreterini dövüp kovduğunu öğrenen bir başka fabrikatör bu kadının adamın düşmanı olduğunu düşünerek işe alıyor. Bu kadından şüphelenen bir kişi benden yardım istedi ve bende araştırmaya başlayınca kadının aslında eski patronunun sevgilisi olduğunu, casusluk yaptığını fotoğraflarla ortaya çıkarmıştım.

Vur kaç taktiği
Mesela takip ettiğiniz arabanın arkasına yavaşça dokunup, arabadan inersiniz ve trafik polisini beklerken kişilerin fotoğraflarını çekmeye başlarsınız. Bu sırada gelen polise hanımefendinin arabayı kullandığını söylersiniz, kadın ehliyetim yok ben kullanmıyorum dese de ısrarla onun kullandığını söyleyip isminin tutanaklara geçmesini sağlarsınız. Böylece delil olarak belgeyi kullanabilirsiniz.

Siyasetçi, gayrimeşru bir hayat ve MİT
Eski parti danışmanlarından birinin takibi işi gelmişti. Gayrimeşru bir hayat yaşadığı için büyük paralar verip takip etmemi istediler; ama nerede takip edebilirim ki diye işi almadım. Çünkü olay Filistin başkonsolosluğunun tam karşısında geçiyordu ve elimde kamerayla dolaşsam MİT beni kesin avlardı. Güvenliğimi tehlikeye atıp, deşifre olmama neden olacak işleri tabii ki kabul etmiyorum.

İki ünlünün kaçamağı
Birkaç sene önce bir yapımcı ve şu anda çok meşhur olan kızıl saçlı bir şarkıcıyı takip edip, görüntüleme işi gelmişti. Aralarında tabii şu an çok moda olan büyük yaş farkı vardı. Sadece internette fotoğrafını gördüğüm bu kişileri takip için Bodrum da geceliği 395 Euro ya kaldıkları otele gittim. Yerleşip dinlendikten sonra ortalığı kontrol etmek için lobiye indim.
Restoranda, havuzda, plajda bulamayınca Bodrum a inmişlerdir diye düşünüp oraya gittim. Bir salatanın 95 TL, bir kahvenin 25 TL olduğu otelde kaldığımdan karnımı doyurmak için bir şeyler yedim.
Merkezde de karşıma çıkmayınca otele dönmeye karar verdim. Belki yemek yiyorlardır diye restorana indim, etrafa baktım ama kimseyi göremeyince kendime bir masa bulup oturdum. Etrafıma bakarken arkamda “Aşkım onu da alalım, aşkım bunu da yapalım” diyen bir kadın sesi duydum.
Kafamı bir çevirdim, baktım onlar, aramızda bir masa olmasına ve küçük kameramı almamı unutmama rağmen çantamı masanın üstüne koydum ve kameramı onlara doğru çevirip çekmeye başladım. Yarım saat sonra uçağa yetişecekleri için masadan kalktılar, bende eğer iyi bir fotoğraf yakalayamamışsam havaalanında çekmeye devam ederim diye düşündüm ve asansöre doğru yöneldim. Asansörün gelmeyeceği tuttu ve bu sırada onlar geldi. Asansör gelince onların binmelerini rica ettim, sarhoş olduğum için bayanı rahatsız edebileceğimi söyledim ama adam ısrarla asansöre binmemi istedi. Bende daha çok şüphe çekmemek için kabul ettim.
Asansörün kapısı kapandığı an “ne çekiyordun gece vakti öyle?” dedi, bende; Ankara da çalışan bir tasarımcıyım, otelin mimarisini çok beğendiğim için çekim yapıyordum dedim. “Bende yapımcıyım” deyince, kartımı vereyim o zaman belki birlikte iş yaparız derken, elimi cebime attım “hay Allah odada kalmış yarın veririm” dedim. “Biz bu gece gidiyoruz ne yazık ki” dedi ve olayı bu şekilde atlattım. Tabi tanındığım için uçağa binemedim ve takip işini orada bitirdim. Biz gece karanlığında hareket eden fareler gibiyiz; peyniri çalarken yakalanırsak tepemize vururlar; çünkü biz insanları tazminatlara mahkum eden kişileriz.