0212 266 33 19

Kerem Bey bize kendinizi tanıtır mısınız?
55 yaşındayım. Emniyet Teşkilatından 1996 ‘da emekli oldum. "Ne yaparım ?" diye düşünürken eski işimin devamı olan dedektiflik yapmaya karar verdim. O zamanlar dedektiflik yasası gündemdeydi ama kabul edilmemişti. Bir kadın ortağımla şirket kurduk. Televizyona röportajlar yapmaya başlayınca müşteriler arttı. Dedektiflik ile polislik ayrı şeyler. Polisken yakalalar getirirsiniz, delilleri toplarsınız, ifadesini alır kanuna teslim edersiniz. Ama dedektiflik öyle değil; sadece delil toplar, müşterinize teslim edersiniz. Müşteriniz bunu mahkemeye verir, alabildiği haklar neyse onları almaya çalışır.
Mahkemeye vermeyen olmuyor mu?
Elbette, bende vermelerini pek de tavsiye etmiyorum.
Neden?
Çünkü ileride meydana gelebilecek bazı olaylarda o ailenin çocuklarının önüne bu fotoğraflar şantaj amacıyla gelebilir. Neyse, 1998 yılında bir güvenlik şirketi kurdum. Müşteriler adına istihbaratlar yapar. "Müşteriler adına istihbaratları yapar, bilgi toplar" gibilerinden bazı maddeler koydurdum. Bu yönden kanunla başım hiçbir zaman derde girmiyor. Kişinin özel hayatına giriyor muyuz, bazen giriyoruz.
Müşteri portföyünüzde kimler var?
Birkaç tane faktöring şirketi ve bir bankanın leasing bölümüyle çalışıyoruz. Bunların dolandırıcılık olayları oluyor. Bazen kayıp olayları geliyor. Ama en çok da karı-koca olayları var. Evlenmeden önce karşısındaki kişiyi yakından tanımak isteyenler oluyor. Hatta öyle bir olay geldi ki; kadın 14 senedir kocasının ne iş yaptığını bilmiyor.
Sormamış mı?
Sormuş da adam doğrusunu söylememiş. Bir maden şirketinde çalıştığını söylemiş. Bu kişiyi araştırdığımızda Kayseri bağlantılı bir mafyanın yanında çalıştığını öğrendik. Bizim işimiz bilgi satmak. Müşterimizin isteklerine göre değişik çapta olaylar yani. Ama bir otomobil çalınmışsa bizim bulmamız imkansız. Bunu polis bile zor buluyor. Ama aile içerisinde hırsızlıklar oluyor ona da bakıyoruz.
Yalnız mı çalışıyorsunuz? yoksa yardımcılarınız da var mı?
Elemanlarımız var. Arkadaşlarımız genelde polis ve asker kökenli. Bilhassa narkotikçi arkadaşları seçiyoruz. Ben de narkotikten gelmeyim. Çünkü narkotikte çalışırken sabır göstermeniz gerekiyor.
Dedektiflikle ilgili bir yasa var mı?
Yok. Biz araştırmacı olarak çalışıyoruz. Bu konuda bir kanun hazırlandı ama mecliste veto edildi. Niye veto edildiğini bir ağabeyimize sordum, aldığım cevap "oğlum, sizin kanun hiçbir zaman çıkmaz. Türkiye dedektiflik olayına daha hazır değil. Çünkü çok kişi hakkında, çok şey biliyorsunuz" oldu. Bu işi genelde emniyet kökenli insanlar yapıyor. Çünkü bunlar deneyimli ve sır tutmak zorunda olan insanlar. Ben bir müşterimin adını, soyadını unutmak zorundayım. Kendisini bir daha sokakta gördüğümde tanımamak zorundayım. Bir ihanetler çemberindeyiz. Eşler birbirine, çocuklar anne-babaya, ortaklar birbirine ihanet ediyor. Herkesin bir derdi var, onun için bize geliyorlar.
Size nasıl ulaşıyorlar?
Eskiden gazete yoluyla ulaşıyorlardı. Şimdi de internet yoluyla. Ayşe Özgün programında "Bir kadın içinde kıpırdamalar oluyorsa muhakkak size mi geliyor?" demişti. Evet, doğru.
Müşteriler size ulaştığında nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
En az bir saat kadar konuşuyoruz
Detaylı bilgi mi alıyorsunuz?
İlk başlarda soru sormuyorum. Önce karşımdaki şahsın psikolojik yapısını öğrenmeye çalışırım. Çünkü bir anda intihara, cinayete sebebiyet verebilirim. Buna sebebiyet verince de polise ifade verebilirim. Bu 11 senelik zaman zarfında iki şizofreni vakası kişi karşıma çıktı. İkisini de son zamanlarda anladım. Karşısındaki insanlara zarar vermek istediğini anladım ve işi iptal ettik. Ben şunu diyorum: Ofisimizde itina ile yuva yıkılır. Ama yuva, yuvalıktan çıkmışsa. Ayrı yaşıyorlarsa, biri evi terk etmişse, adam evine bakmıyorsa gibi…Bir de bu olaylardan çocukların zarar görmesini istemiyorum. Müşterilerime özellikle tavsiye ediyorum "baban seni terk etti deme" diyorum. Çünkü çocuk bu sefer babaya düşman kesiliyor, nefret ediyor. "İşi vardı, anlaşamadık, boşandık" gibi sözler söylemelerini istiyorum.
Müşterilerinizin sizden en çok talep ettikleri şey nedir?
İhaneti ortaya çıkarmak. 10 müşteri geliyorsa bunun altısı aldatma, geri kalanları da kayıp ve dolandırıcılık olaylarını araştırmamızı istiyor. Kişi nerede olursa olsun buluyoruz. Mesela Kapalıçarşı da bir dolandırıcılık olayı vardı, şahsı Yunanistan da bulduk. Almanya, Rusya, Belçika diğer gittiğimiz yerlerden bazıları. Şu anda Amerika'daki bir şahsın telefonunu soruyorlar. Oradaki arkadaşlardan yardım istedik, bugün yarın bildirecekler.
TV programlarına çıkıyor musunuz?
Evet, ama maskeli. Çünkü beni kimsenin tanımaması lazım.
İş peşindeyken yakalandığınız oldu mu?
Bir müşterim kocasına "ben seni dedektife takip ettirdim" demiş. Adam karşıma geldi, biraz tehditkar konuştu ama yaptığı işin hata olduğunu anlattım.
Olay neydi?
Bir arkadaşlarının kızlarını küçük yaşlarda yanlarına almışlar. Müşterim bu kızla kocasının ilişkisinden şüphelendiğini söyledi. Şahsı takibe aldık. Şahsın bu kızla, karısına ait eve girdiğini tespit ettik. Evde yaptığımız araştırmada kullanılmış bir prezervatif bulduk. Şahsa bu kızla beraberliğinin hata olduğunu söyledik. Üzerime gelince "arkadaşına kızını senin iğfal ettiğini söyleyeceğim" dedim bu sefer yalvarıp yakarmaya başladı. Aldatmalara karşıyım, evet bende aldattım. Bunu şöyle tarif ediyorum; ıslah olmuş, sabıkalı bir hırsızım. "Artık yardım etmek, bir şeyler vermek istiyorum" diyorum. İnsanlara doğruyu göstermek çok önemli. Evet eşimi aldattım ama bir şey bulamadım. Bunu televizyonda da söyledim. Eşimle şu an ayrıyız ama bizim ortaklarımız, çocuklarımız var. Kendisinden defalarca özür diledim.
Affetti mi?
Hayır.
Ünlü müşterilerinizde oluyordur sanırım.
Tabii. Mesela ünlü bir futbol kulübünün ünlü bir yöneticisinin biseksüel olduğunu biliriz. Ünlü bir şarkıcının başka bir ünlü şarkıcıyla Tarabya Oteli’nde beraber olduğunu biliriz.
Bunları ispat ettiniz mi?
Tabii ki. Ama bunlar "unuttuğumuz" olaylar. Hiçbir zaman isim veremeyiz. Yine ünlü bir firmanın genel müdürünün Marmara'nın ortasında kotrada aşk yaptığını da biliriz. Bu aldatma olaylarının çok azı boşanmayla sonuçlanıyor.
Neden boşanmıyorlar? Ellerinde belgeler de var.
Çok az boşanma gördüm; ya 5 ya da 10 tane. Bu durumu avukat bir ablama sordum. Bana söylediği şuydu: Bir yaştan sonra kadın erkeği, yemeğini getiren birisi gibi görüyor. Yani kapının önündeki paspas gözüyle bakıyor, koca gözüyle bakmıyor. Erkek de kadına, çocuklarına bakan, çamaşırını yıkayan kadın gözüyle bakıyor. O yüzden boşanma olmuyor. Evliliklerde çok yıpranma var.
Yıpranma neden oluyor?
Evlenmek için vücut sağlığı raporu istenir. Ama şimdi psikiyatr raporu da gerekir. Çünkü kişilikli olarak bildiğimiz kadın ya da erkek evlendikten sonra kişiliksiz çıkıyor. Akıl ve vücut sağlığı gerekiyor. Sonra saygı. Saygı bittiği zaman evliliğin yıkılması lazım. Olayın başında veya sonunda ahlak ve güven gerekiyor. Mesela protokolde yer alan bir adamın ikinci karısı bizim müşterimizdi. Araştırdık, adamın hem ilk karısı ile ilişkisi var hem de genç bir sevgilisi… Artı porno seyrediyor. Ortada bir dejenerasyon var. Ortada fiziki güzelliklerden başka hiçbir şeyi olmayan kızlar var. Ev kadını olmaya kalksa yapamıyor. Sadece yumurta kırabiliyor. Bir kadın elemanım vardı ona nasıl bir koca aradığını sordum "kariyeri ve parası olan bir koca, karakter, yaş önemli değil" demişti.
Başınıza ilginç olaylar geliyor mu?
Tabii ki. Bodrum da bir çifti arıyorum. Adam ünlü bir yapımcı, kadında yeni parlayacak şarkıcılardan birisi. Çifti gündüz aradım ama bulamadım. Gece tesadüfen benim kaldığım otelin restoranında açık büfede rastladım. Arkamdaki sarışın kadın "Aşkım, aşkım" diyor. Dönüp baktım benim aradığım kadın; ancak saçı kızıldı, sarışın olmuş. "Aşkım" sözünü genelde beraber olanlar söyler. Neyse, onlar bir masaya oturdu, ben başka bir masaya. Sonra kamerayı çalıştırıp görüntü almaya başladım. Adam kameranın ışığından benim görüntü aldığımı fark etti. İşimi bitirince masadan kalktım, asansöre geldim. Asansör beklerken onlarda geldi. Mecburen aynı asansöre bindik. Adam "ne çekiyorsun öyle gece vakti" dedi. Onların yanında da orkestra vardı. "mekanı çekiyordum" dedim. "ne iş yapıyorsunuz?" dedi. "Tasarımcıyım" dedim. Ona ne iş yaptığını sordum "yapımcıyım" dedi. "A ne güzel aynı meslek grubundanmışız" dedim ve ayrıldık. Ertesi gün ayrılacaktım ama aynı uçağa denk düşerim, iş ortaya çıkabilir diye bir gün daha kaldım. Bir de Mersin de gece bir kamera çalışması yapmam gerekiyordu. Bir inşaat bulup çekimi oradan yaptım. Tam inşaattan ayrılmak için geri döndüğümde boşlukta uçtuğumu yer düştüğümü fark ettim. İkinci kattan düşmüşüm. Vücudumda sadece sıyrıklar vardı. Eğer bir kırık olsaydı yardım istemem gerekecekti. Gelen jandarmaya ne diyecektim? Elimde beni kamerayla görünce röntgenci diye içeri atacaklardı. Yani ucuz kurtuldum. Bizim olayımızdaki en büyük risk ortaya çıkma. Yakalanmamak için her şeyi yaparız. Erkekliğin onda dokuzu kaçmaksa, bizimki saklanmak. Yalnız bu sene bir şey dikkatimi çekti. Ramazanda işler birdenbire çoğaldı. Teravihe gidiyorum diye ihanet edenleri bulduk.
Kılık falan değiştirdiğiniz oluyor mu?
Tabii. Bir gün sırtımda kalas, başımda şapka, babamın eski bir pantolonuyla eve geldim. Eşim pencereden baktı beni tanımadı, az daha eve almıyordu. Bir ara tombalacılık yaptım, onda da belediyeciler kovaladı. Bazen bir engelliyi, bazen bir yaşlıyı oynuyoruz.
En popüler ihanet türü hangisi?
Genç kadın-yaşlı erkek. Yaş farkı en az 10 oluyor.
Erkek paralı olacak.
Tabii ki. Parasız erkeğe kimse gitmez. Erkek kendini dünyanın en yakışıklı şeyi olarak düşünüyor. Bir de güçlü olduğunu. Güç dediği şey para. Genç kızların fiziki cazibelerinden başka bir şeyleri olmadığı için yaşlı ve zengin erkeklerle beraber oluyorlar.
Erkekler daha çok ne gibi yalanlar söylüyorlar?
Erkeklerin en çok açık verdikleri şey telefon. Yeni arkadaşlar çıkıyor, giyimler değişiyor, bıyığı yoksa bıyık bırakıyor. Çünkü karşıdaki kadın ona bıyığın çok yakışacağını söylüyor. Geçenlerde bir müşteri geldi, 45 yaşlarında. Saç ektirmiş, belli oluyor. Yüzünü gerdirenler bile var. Mesela öyle bir doktorumuz var. Çok tanınmış bir diyetçi. Kızını takip etmiştik.
Günümüz ihanetleriyle geçmiş ihanetler arasında ne gibi farklılıklar var?
Cep telefonu icat oldu, mertlik bozuldu.
Nasıl yakayı ele veriyorlar?
Mesajlardan, gece çalan zamansız telefonlardan. Mesele, müşterimiz Ataköy’ de kızımızda Kasımpaşa da oturuyor. Kızımız, müşterimizin evinin yanındaki ankesörlü telefondan kendi cep telefonunu defalarca arıyor. Akşam da bizim müşterimizin kocasına “bak gördün mü karın beni defalarca aradı, rahatsız etti” diyor. Ben buna Bizans entrikaları diyorum.
Erkekler mi yoksa kadınlar mı daha çok ihanet ediyor?
Kadınlar daha çok ihanet ediyor. Ama kadınlar erkekler gibi böbürlenmiyorlar. "Ben dün Mehmet le yattım, Mehmet le şuraya gittik, kocamda bunu yedi" diye anlatamıyorlar. Olayları gizli tutuyorlar. Bu yüzden erkeklerin daha çok ihanet ettiği sanılıyor. Çünkü erkek yakalanıyor. Bizim için kadını takip etmek çok zor oluyor. Kadın bir anda saçını değiştiriyor. Mesela birini takip ediyoruz. Kuaföre girdi. Hava soğuk. Tam bir buçuk saat sonra çıktı. Sadece fön çektirmiş. Bir fön çektirmek bir buçuk saat mi sürer kardeşim? Neyse takip ettik. Gece saat 11.00 sıralarında misafirleri geldi. İki erkek, bir kadın. Apartmandan içeri girip kapıyı dinledim. İçeriden çatal-bıçak sesleri geliyor. Yemek yiyorlar. Dışarıda kar yağıyor. Donduk. Isınmak için gidip kanyak aldık. Neyse, gece saat 01.00 gibi dışarı çıktılar. Taksiye bindiler, biz de takip ettik. Ama bizim taksici onları kaçırdı. Sonra müşterim olan şahsı aradım, "Efendim karınızı kaçırdık, iki erkek iki kadın gittiler" dedim. Adam ne dese beğenirsin: "Taziyeye gidiyorlar". Yahu arkadaş gecenin 01.00 inde taziye mi olur?
Sizin boşanma konusunda telkinleriniz oluyor mu?
Bazen oluyor. Mesela bir asker eşinin çalışmasını yaptım ve teslim ettim. Kadına ne yapacağını sordum, boşanacağını söyledi. Ona dedim ki “o zaman bazı haklarınızdan mahrum kalacaksınız. Orduevlerine giremeyeceksiniz, askeri lojmanlarda oturamayacaksınız, hizmetlileriniz olmayacak” dedim, vazgeçti. Çok ünlü bir nakliyat şirketinin sahibesi geldi. Kocasının holdingdeki bir sekreterle ilişkisi varmış. Ortaya çıkarmış, bir daha ilişkiye girerse bana gelecekmiş. Mal varlığı kadına aitti. Kocasının çok küçük bir hissesi vardı. Kocasının bir daha yapmayacağını söyledim. Nasıl garanti verdiğimi sordu, ona bir fıkra anlattım: Adam karısıyla restoranda yemek yiyormuş. Yanlarından güzel bir kadın geçmiş. Kadın geçerken adama "merhaba hayatım" demiş. Adam dönüp bakmış, "merhaba canım, bu karım" demiş. Kadınları tanıştırmış. Kadın gittikten sonra karısı sormuş: "kim bu kadın?" Adam "metresim" demiş. Kadın "vay adi, namussuz. Utanmadan bir de söylüyorsun. Yarın boşanma davası açacağım" demiş. Gayet sakin yemeğini yiyen adam "ne yani, sen şimdi Göçek’teki villadan, denizdeki kotradan, altındaki arabadan vaz mı geçiyorsun?" demiş. Kadın sus pus olup yemeğini yemeye başlamış. 10 dakika sonra kadın "şu ilerideki bizim Suat değil mi?" diye sormuş. Adam "evet" deyince kadın "yanındaki kim?" demiş. "o da onun metresi" demiş. Kadın "ay hayatım bizimki daha güzelmiş" diye yanıt vermiş. Yani sonuç maddiyata dayanıyor. Ben kadınların çalışmasını, sofraya bir tuz getirmelerini istiyorum. Böyle olursa istemedikleri bir adamla beraber kalma zulmüne katlanamayacaklar.
Bu kadar koşturuyor, zorluk yaşıyorsunuz. İyi para kazanıyor musunuz?
Boğaz tokluğuna diyelim (gülüyor). Amme hizmeti yapıyoruz.
Belli bir ücret mi alıyorsunuz yoksa olaylara göre değişiyor mu?
100 TL den 30-40 bin TL ye kadar gidiyor. Birebir kazanmaya bakıyorum. Bire on değil. Zaten alınan paranın yarısı masrafa gidiyor.
Para vermeyen oluyor mu?
Çok. Ne yapayım, sineye çekiyorum.
3 Şubat 2009 Hafta Sonu Dergisi Pozitif Dedektiflik Dedektif Kerem Alp Röportajı: |
Kanal D - Susma Dedektif Kerem Alp Kanal D'de yayınlanan Susma Programına Konuk Olmuştur.
Dedektiflik Kursu Pozitif Dedektiflik Bünyesinde Dedektiflik Kursu Verilmeye Başlanmıştır.
Cosmopolitan Dedektif Kerem Alp'in Haziran 2009 Cosmopolitan Dergisinde Röportajı Yayınlanmıştır.
Maxim Dedektif Kerem Alp'in Temmuz 2008 Maxim Dergisinde Röportajı Yayınlanmıştır.