Dedektif ve Dedektiflik
Dedektiflik ve hakkımızda ne öğrenmek istersiniz bilemem ama öncelikle neden bu mesleğe (siz ister iş kolu, ister meslek diye bakın
sanırım, yazımda bana hak verirsiniz.) neden girdiğimle başlıyalım.
Severek katıldığım, Emniyet teşkilatında, geçirmiş olduğum acı tatlı bir çok hatıradan sonra, 1996 sonunda yılında, yine
severek emekli olarak ayrıldıktan sonra, kısa bir süre için dinlenmiş, ne yapacağımı düşünmüştüm. Devamı... Hizmetlerimiz
Firmamızın site sağladığı dedektiflik hizmetlerimizi öğrenmek için lütfen Tıklayınız... Pozitif Dedektif
Sitemizin İngilizce ve Fransızca Versiyonları
Yayınlanmaya Başlamıştır. İletişim
Telefon Fax ve İletişim Formu İçin Lütfen Tıklayınız...
Dedektif:
Gelişmekte olan ülkemizin, birçok konuda uzman, ehil olan şahıs ve kurumlara acil
ihtiyacının olduğu gerçeklerinden sanırım kimse kaçamaz. Teknolojinin her saniye ilerlemiş olduğu dünyamızda, gelişmiş ülkeler düzeyine gelebilmemiz için, bu şahış ve kurumlara her türlü
fırsat ve yardımı vermek adeta sanırım bir vatan, vefa borcudur.
Çeşitli kesimlerinden gelen bu şahış veya kurumların önüne elbetteki bir çok engeller, manialar çıkacaktır. Başarılı olmak isteyenler azimle, tavizler vererek ya da başarılı olacak, hedeflerine ilerle meye devamla, başarı üstüne başarılarını, katlıyacaklardır.
Ufak bir sermayeyle kurulmuş olan ufak bir işletmenin, dirayetli idareciler elinde kısa zamanda holding olarak piyasaya sunumu kaçınmasızdır. Yaşayan toplumlarda,çeşitli iş kolları bulunmakla beraber,eğitimlerini almış bireyler,farklı iş kollarına yönelerek,toplum içersinde hedeflerine ulaşmak azmindedirler. Herkes TASARIMCI olabilir mi?....Sanırım öncelikle hayal gücü ister. Herkes ressam da olamaz...
Hiçbir kimse coçukluğunun eğitim düzeyinde,bir inşaat duvarcı ustası veya bir camii de müezzin olacağını düşünerek hayaller kurmaz. (ki.....Kutsal mesleklerdir).
Hemen hemen her birey doktor. mühendis. polis. pilot. asker,öğretmen gibi meslek ve iş kolları arasında yer alacağını
düşünerek,hatta söyleyerek çevresinde imaj yaratır. Kimi bu hayallere ulaşır, kimi yarım kalır, kimi de vaz geçer, başka düşlerde yol alır. Ulaşanlar, ulaştıkları bu makamlarda,daha ileriyi hedeflemez,kendilerini gelişen teknolojinin ayak
adımlarına uydurmaz,elde ettikleri adeta, üç beş kuruşun esaretinde kaldıkları süreçte bence,
hep ama hep vasat kalacaklardır.
Dünya,tarihimizde var olan iş kolları arasında,ajanlık,casusluk,jurnalcilik,hafiyelik gibi adlandırılmış kimi övünç dolu,kimiyse lanetli isimlere rastlarız. Gelişmiş ülkelerin telefon rehberlerinde dahi,en az 40-50 hatta daha fazla DEDEKTİF ibareli tanıtım ilanı varken...
1997 yılında DEDEKTİFLİK YASASI olarak meclise sunulmuş olan, her ne
hikmetse, bu tarihe kadar kabul edilmemiş olan (Asla kabul edilmeyecek...) bir yasanın,ki; bu yasa
içersinde en yasal işletmenin kendimizin olduğunu iddia etmek bilmem ne kadar yasal...
Kişisel Yorumum Dedektif Kerem Alp
Her fert, kız veya erkek, kendi istemeden gözlerini açar dünyaya. Oyun çağlarından sonrada eğitim... Ne kadar uzun gelir bize. Kimimiz, hızla atlarız o basamakları. Kimimiz, tökezler yarıda bırakırız. Ama, hayat ve yaşam devam etmektedir. Ergenleşir, büyürüz. Çevremizde bulunan toplumda yer almak için arayışlara kapılırız.Aşık olur,sevdalanırız. Kimimiz ulaşır sevdiğine, kimimiz ulaşamaz. Ulaşamayanlar gıpta ile bakarlar diğerlerine. Ulaşanlar da içinde, bulundukları bir avuç mutluluğun farkında olamazlar.
İhanetlerin odak noktasında olduğumu fark ettiğim sıralarda, bir ablama telefon açmış, cevremde biraz yaşadıklarımdan hayıfllanarak, ‘BİR ELMANIN YARISI var mı?..’Diye sorduğumda.”VAR DA. BİRİ DAYANAMAYIP YANINA ALIYOR.!....” demişti.
Toplum bilimci hocalarımızla, psikologlarla da, boşanma davalarında ünlü olan avukatlarla da çeşitli tür konuşmalar yaptım. Sağlıklı ilişkiler, sağlıklı evlilikler,sağlıklı nesiller....
Çok... Çok... Ama, pek çok parası, mülkiyeti olanlar gördüm, ve bir yudum mutluluklarının olmadığını. Başlangıcında yaşanmış çok büyük aşklar gördüm. Bir süre sonra yıpranmış, buruşmuş, atılmış... Ege bölgesindeki, bir şehirde olan radyodan, dedektiflikle ilgili canlı yayın olarak yapılan yayında şu konuşmalar geçiyordu DJ arkadaşla aramızda;
"DİYELİM Kİ, BEN ŞU ANDA EŞİMLE BOŞANMAMIŞ BİR KONUMDA AYRI YAŞİYORUM. ONUNLA OLAN EVLİLİĞİMİZDEN DE BİR COÇUĞUMUZ VAR. VE DİYELİMKİ BEN, RESMEN BOŞANMADIĞIM EŞİMİN BİR BAŞKASIYLA OLAN BİR BERABERLİĞİDE VAR ,YANİ, BİR KONUMDA BİR BAŞKASIYLA BERABER YAŞAMAKTA. (SİZ NE TABİR EDERSENİZ EDİN) BU KONUMDA BEN EŞİM VE EŞİMİN BİRLİKTE YAŞADIĞI KİŞİ, ÜÇÜMÜZ GEREKTİĞİNDE, BİR MASAYA OTURUP KONUŞMAK ZORUNDAYIZ." Dediğimde DJ arkadaş sinirlenmişti. Mikrafonu kapatarak. "OLUR MU AĞABEY BİZİM BURADA CİNAYET ÇIKAR" diye cevap vermişti bana. Kendisini ikna edip mikrafonu açtırdığımda; "VE FARZEDELİM Kİ, ÇOCUĞUMUZ KAN KANSERİ, NE BİLEYİM TEDAVİSİ İMKANSIZ BİR HASTALIKTAN ÖLÜM DÖŞEĞİNDE YATMAKTA.TEK CAREDE EŞİMİN BİRLİKTE OLDUĞU BU İNSANDAN YAPILACAK NAKİLDE. KISKANÇLIK DUYGULARIM MI DAHA AĞIR, YOKSA COÇUĞUMUN HAYATIMI?....." Demiştim.
Örflerimiz, törelerimiz, ananelerimiz.... Ama yaşama da mantıklı bakmalıyız. Bizim duygusallığımız hiçbir zaman başkalarının da yaşama hakkını kısıtlayamaz...... Bizim özel yaşantımız olduğu gibi elbet, karşımızdaki insanında özelliği vardır.